SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1654 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsi Buhâri: «Nikâh», «Cihâd», «Eymân» ve «Nüzûr», «Enbiyâ» ve «Tevhîd» bahislerinin altı yerinde; Nesâî: «Eymân» «Nüzûr»da tahrîc etmişlerdir.

 

Hadîste geçen kadın dolaşmak tâbirinden murâd: Cinsî münâsebettir.

 

Hadîsin muhtelif rivayetlerinde Süleyman (Aleyhisselâm)'ın zikrettiği kadın sayısı da muhteliftir. Bir rivayette altmış, diğerinde yetmiş, başka birinde yüz, ötekinde doksan dokuzdur. Mamafih bu rivayetler arasında münâfât yoktur; çünkü az olanını zikretmek, ondan fazlasını inkâr demek değildir. Bu mânâ ancak «mefhûm-u aded» yolu ile çıkar ki, usu'l-i fıkıh ulemasının cumhuruna göre bununla amel edilmez.

 

Hz. Süleyman (Aleyhisselâm)'ın üç yüzü hurre, yedi yüzü câriye olmak üzere bin tane karısı bulunduğu rivayet olunur. Kirmânî 'nin beyanına göre Buhâri: «Esah olan doksandır.» demiştir.

 

Süleyman (Aleyhisselâm)'a inşâallah demesini tavsiye eden arkadaşının kim olduğu ihtilaflıdır. Bâzıları hadîsteki «arkadaşı yahut melek...» ifadesine bakarak bunun Cebrail (Aleyhisselâm) yahut «Kirâmen Kâtibin »den bir melek olduğunu söylemişlerdir. Başka bir melek gönderilmiş olması da mümkündür.

 

Bir takımları: «Arkadaştan murâd: Süleyman (Aleyhisseiam)'ın ins veya cinden olan veziridir» demiş; hattâ bunun Âsaf İbni Berhıyâ olduğunu ileri sürenlerle hatır ve hayâlinden ibaret olduğunu iddia edecek kadar garabet gösterenler bile olmuştur. Hakikatte bu ihtilâflara mahal yoktur; çünkü Buhâri'nin bir rivayetinde :

 

«Ona melek: İnşâaliah de! ihtarında bulundu» denilerek arkadaşının melek olduğu tasrîh edilmiştir. Onun içindirki Aynî: «Doğrusu bunun melek olmasıdır...» demiştir. Nevevî bu bâbta şunları söylemiştir: «Arkadaşından murâd melektir, diyenler olmuştur ki, hadîsin lafzından anlatılan da budur. Bâzıları: Zevcedir demiş; bir takımları insanlardan bir dostu olduğunu söylemişlerdir...»

 

Rivayetten anlaşılıyor ki, Süleyman (Aleyhisselam) bir gecede bu kadınların hepsi ile cima' etmiştir. Bu derece beden sıhhati, bu derece mükemmel erkeklik kudreti yalnız Nebilere mahsus bir mevhibe-i İlâhiyyedir. Bir taraftan hadsiz hudutsuz İbâdet ve mücâhedeler, diğer taraftan nihayetsiz dünya meşgaleleri, irşâd ve tebliğ vazifeleri düşünülürse sair İnsanlara böyle bir işin asla müyesser olmayacağı derhal anlaşılır. Demek ki Hak Teâlâ Nebilerine mu'cizeler halketmek suretiyle hârika haller yarattığı gibi, bu zevatın bedenlerinde de hârikalar halketmiştir. İşte Hz. Süleyman'ın bir gecede yüz kadınla cima'a takat getirmesi bundandır.

 

Sair Nebilerden bu bâbta sarih bir haber yoktur. Ancak bizim Nebiimiz Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e cima' hususunda otuz erkek kuvveti verildiği bildirilmiştir. Mücâhid, cennet erkeklerinden kırk erkek kuvveti verildiğini söylemişte. Hattâ bâzı büyüklerin ifâdesine göre her Nebiye kırk erkek kuvveti; bizim Nebiimize ise kırk Nebi kuvveti ihsan edilmiştir. Bu hesaba göre Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimize bin altıyüz erkek kuvveti verilmiş demektir ki, bu takat her Nebiye verilenin üstündedir. Avrupa küffârının izinden yürüyerek O'na utanmadan «karıcı» demek küstahlığında bulunanlar azıcık düşünsünler!.. Yâ bu derece erkeklik kudreti kendilerine verilmiş olsa acaba ne yaparlardı?!.. Bizim sözümüz şudur: «Bu muazzam cinsî kudret karşısında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin dokuz kadınla iktifâ etmesi O'nun sonsuz sabır ve zühdünün açık ifadesidir...»

 

Süleyman {Aleyhîsselâmi'ın dili ile «İnşâallah» kelimesini söylememesini kalbine teşmil etmemelidir. Zira bir Nebi-i zîşân'ın kalbini bir an Allah'a tefvîzdan hâlî bırakması Nebilik mansıb ve mevkiine asîâ yakışmaz.

 

Ama bu kelimeyi dille söylemeyi unutmak caizdir. Nitekim Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimize yahudiler ruhun ne olduğunu, Hızır (Aleyhisselaml'ı ve Zülkarneyn'i sordukları vakit dili ile «İnşâallah» demeyi unutarak yarın cevap vereceğini söylemiş; bu sebeple vahîy biraz gecikmiş; küffâr da .ona isnâdda bulunmuşlardı. Bundan sonra ALLAH Teâlâ :

 

«Sakın bir şey için ben bunu yarın yaparım deme! Ancak inşâallah dersen o başka...»  [Kehf 23-24] âyetlerini indirerek «inşâallah» kelimesini diliyle söylemesini de ta'lîm buyurdu. Bu kelimenin mânâsı: «Allah dilerse» demektir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu âyet indikten sonra bu kelimeyi vacibât hakkında bile kullanmaya başlamıştır.

 

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in :

 

«Eğer istisna yapmış olsaydı o kadınlardan her biri Allah yolunda harbedecek bir suvâri çocuk doğururdu.» buyurması Süleyman (Aleyhisselam) hakkındaki vahye istinâdendir; yoksa böyle yapan herkesin mutlaka çocuğu olur mânâsına değildir. Bu cümledeki «istisnadan murâd: «İnşâallah» sözüdür.

 

Bu hadîsin ikinci rivâyetindeki: «İnşâallah deseydi yemininden dönmüş olmazdı...» iradesi üzerinde durulmuş ve: «yemininden dönmezdi» cümlesi «muradı hâsıl olurdu» şeklinde tefsir edilmiştir. Çünkü ortada yemîn yoktur. Bâzıları Hz. Süleyman (Aleyhisselâm)'ın yemîn etmiş olmasını muhtemel görmüşlerdir. Bir takımları da

 

«Bu gece mutlaka yetmiş kadını dolaşacağım» ifâdesindeki te'kîdden yemîn mânâsı çıkarmışlardır. Bu söze karşı El-Mühelleb: «Bu hadîste yemîn yoktur ki onu bozmuş olsun. Süleyman (Aleyhisselâm)'ı sadece kuvvvet ve fiili kendine izafe etmiş; Allah Teâlâ da onu mahrumiyetle cezalandırmıştır. Binâenaleyh buradaki (hıns) kelimesi muvaffakiyetsizlik manasınadır. demiştir.

 

Yarım doğan çocuğun Kur'an-i Kerîm'de Hz. Süleyman (Aleyhisselami'ın kürsîsi üzerine konulduğu bildirilen cesed olduğunu söyleyenler vardır.